CEZAYİR'İN BAĞIMSZILIĞININ 50. YILI

 CEZAYİR'İN BAĞIMSIZLIĞININ 50. YILI

Cezayir bağımsızlığının 50. yılını kutluyor. 132 yıl süren Fransız sömürgesinden sonra 1962 yılında elde edilen bağımsızlık, Fransız ordusunun ilk ayak bastığı ve çıkarma yeri olarak kullandığı başkent Cezayir’in Sidi Ferac kasabasında kutlandı.

Cumhurbaşkanı Abdulaziz Buteflika’nın katılımıyla gerçekleşen törenlerde tiyatro oyunları, dans performansları, konserler ve havai fişek gösterileri yer aldı.

 

3 asır boyunca Osmanlı ile iç içe yaşayan Cezayir, bugün bile o büyük imparatorluğun izlerini taşıyor. O muhteşem günlerin etkisinden kurtulamayan Cezayir halkı, tıpkı çok sevdikleri Cumhurbaşkanları Abdelaziz Bouteflika gibi Osmanlı düzeninin tekrar canlandırılmasını arzu ediyor. Her şey 1510 yılında 
İspanyolların Cezayir’i istilasıyla başladı. İspanyolların,  Akdeniz’i yağma, talan ve barbarlıklarıyla kan gölü haline getirmesi üzerine; Müslüman leventleri bu korsanlara karşı mücadele etmeye başladı. Oruç Reis ve Barbaros Hayreddin Paşa 1516 yılında Akdeniz’i gözü dönmüş korsanlardan temizledi. Oruç Reis’ten sonra 1518 yılında idareyi devralan Barbaros Hayreddin Paşa, modern Cezayir’in temellerini atarak, bu toprakları Osmanlı devletinin bir beylerbeyi haline getirdi. 1830 yılına kadar Osmanlı himayesinde kalan Cezayir, bu  tarihten sonra Fransızlara geçti, 5 Temmuz 1962’de de bağımsızlığını kazandı. 
 Cezayir halkı, Türk insanını çok seviyor, Türkiye’ye büyük önem gösteriyor ve hâlâ Osmanlı’yı minnetle anıyor. Osmanlı idaresinde yaşadıkları 314 yılı aşkın süreyi bağımsızlık dönemi olarak adlandırıyorlar. Cezayir’de Osmanlı’ya ait 
eserler ve geleneklere büyük özen gösteriliyor. Halen bir Türk semti olan, Osmanlı döneminin en ihtişamlı yerleşim bölgesi,  başkentin kalbi ve UNESCO tarafından da evrensel eser olarak sınıflandırılan Kasbah çok önemli bir merkez konumunda. Barbaros Hayreddin Paşa’nın Cezayir’e ilk adımını attığı 
yerden tepeye doğru kurulmuş olan bu bölge şehre ayrı bir canlılık katıyor. Şehrin en müstesna semtlerinde yine Osmanlı Devleti'nden kalma ortası avlulu ve havuzlu, cumbalı,  içinde hamamı olan İznik çinileriyle, eski Türkçe veya Arapça hatlarla süslü ve deprem tehlikesi sebebiyle bitişik inşa edilmiş sütunlu evler yer alıyor. 
Sahil şeridinde, 1576 yılında Ramazan Paşa tarafından yaptırılan kale ile birlikte; 1750’de Mustafa Paşa döneminde yapımına başlanıp 1798 yılında tamamlanan muhteşem iç dizaynı  ile Rais Sarayı (Reis), hizmetli evleri ve bir dizi balıkçı evi sıralanıyor. Cezayir’de reislere ‘Rais’ denilirken; yönetimdeki paşalara da ‘Dey’ yani Dayı deniliyor. Akdeniz’e hakim, görenleri adeta büyüleyen Rais sarayı, yabancı turistlerin de vazgeçilmez duraklarından birisi. Sarayın en estetik bölümlerinden birisi olan toplantı salonu; sedef, çini  ve renkli motiflerle bezenmiş süslü tavanı ile görenleri  cezbediyor. Ayrıca, sarayın hemen hemen her odası nefes kesen bir başka güzelliği içinde barındırıyor. Çini panolarla  süslenmiş, kırmızı ve mavi renkli desenler el işçiliğine ne  kadar özen gösterildiğinin bir ispatı niteliğinde. 
Cezayir’deki Osmanlı egemenliği birkaç eserde ve semt  isimlerinde halen yaşıyor. İşte o semtlerden bazıları; Brahim  Dey (İbrahim bey), Mourad Rais, Dely Brahim, Oruj Rais (Oruç reis), Hasan Dey (Hasan Paşa), Mustafa Dey... Osmanlı dönemine dayanan Kasbah’ın dokusunu belirleyen Hasan Pasha Sarayı, şehir Fransızlar tarafından istila edilene kadar  kullanılmaktaydı. Topkapı Sarayı’ndan sonra Osmanlı topraklarındaki ikinci büyük yönetim kompleksi olan saray Fransız işgali ile büyük oranda tahrip edildi. 
 1940’lı yıllarda tamamen bir harabe haline dönen sarayın, tekrar eski dokusuna sadık kalınarak restore edilmesi için çalışma başlatılıyor. Bugün için surlar kısmen ayakta olsa da harem, silahhane, baruthane, külliye gibi saray içerisindeki  bölümler, aslına uygun olarak onarılıyor. Yeni Cami ya da  Camii el-Cedid ise 17. yüzyılda inşa edilmiş. Bu iki cami  arasında eskiden ‘Kahveler Mahallesi’ denilen bölge yer alıyor. Bu iki caminin yakınından geçen ana caddenin yukarısında, limana yakın ucunda, bir zamanların görkemli camisi Osmanlı yapımı Keçiova Camii bulunuyor. Fransızlar tarafından kiliseye dönüştürülen cami, Cazayir’in  bağımsızlığına kavuşmasının ardından tekrar eski haline getirilerek, Müslümanları günde beş vakit bir araya toplamaya başladı. Zamana inat, Osmanlı estetiğini taşıyan ahşap kakma  giriş kapılarının üzerindeki üç hilal ise bozulmadan duruyor. 

DİRENİŞ

1830'da Cezayir nüfusu 6 milyondu, 1850'de direniş bittiğinde 3,4 milyona düşmüştü. Cezayir halkı tam bir soykırım yaşamıştı. Çatışmalarda ölenlerle açlık ve yoksulluktan ölenlerin sayısı 20 yılda toplam 2,5 milyona yakındı.

Direnişin bitmesiyle birlikte Fransızlar Cezayir'e yerleşmeye başladı. En iyi topraklar kısa zamanda Fransızların eline geçti. En önemli ürün, üzüm ve şaraptı.

Cezayir'de Fransızlarının 130 yıl süren işgali lüks içinde geçti. Ancak Cezayir halkı için durum aynı değildi. 1930'da Cezayirliler arasında okuma yazma oranı yüzde 40 iken 1950'de bu oranı yüzde 10'a düşmüştü. Cezayirliler başkentin daracık sokakları olan Kasbah bölgesine tıkılmıştı. Burası hastalık kaynıyordu.

Cezayir hükümeti ikili ilişkilerin güçlendirilmesi için Fransa’dan ‘katliamın tanınması’nı isterken, seçim kampanyasında ‘özür dilenebileceği’ sinyalini veren yeni Fransız Cumhurbaşkanı François Hollande şimdilik olaya temkinli yaklaşıyor.

FLN silahlı direnişe geçiyor

1954'de Front de Libération National (Ulusal Kurtuluş Cephesi-FLN) kuruldu. FLN, Fransız sömürgecilerine karşı silahlı mücadeleyi savunuyordu. Fransızlar FLN'e şiddetle yanıt verdi.

FLN'e karşı uygulanan şiddet örgütün desteğinin artmasına yol açtı. Kısa zamanda Fransızlara karşı mücadele etmek için kurulan Cezayirli örgütlerin en güçlü ve önemlisi haline geldi.

1956'da toplanan Soummam Konferansı'nda FLN hedeflerini yeniden tespit etti: Fransızlar kovulacak, Cezayir bağımsız olacak ve yeni bir "sosyal devlet" kurulacaktı.

Savaş

Konferansın ardından Cezayir savaşı başladı. FLN Fransız hedeflere saldırıya geçti. Kitle desteği vardı. 1957'de Kasbah'da 8 gün süren genel grev Fransız işgalcilerin düzenini felç etti. Grev sonunda yoğun bir baskı ile sona erdi. Ardından Fransa Cezayir'e yeni askeri birlikler gönderdi. Baskı arttı. Sistemli bir saldırı sonucu Mart 1957'de FLN'in birçok lideri öldürüldü, yakalandı ya da yurtdışına kaçmak zorunda bırakıldı. Başkent Cezayir bir süre için Fransızların kontrolüne geçti, Cezayir Savaşı sona erdi.

FLN bunun üzerine kırsal alanda savaşı başlattı. Kentlerdeki taraftarlarını, öğrencileri, işçileri, sendikacıları kırlarda savaşa katılmaya çağırdı.

Kırlardan şehirlere gelen bu savaşa 11 bin kadın katıldı ve bunların 3-4 bini fiilen silahlı mücadelede yer aldı.

Aralık 1960'da Cezayir işçi sınıfının harekete geçmesi, sonunda Fransızların çekilme kararı almasına yol çatı. Fransa Devlet Başkanı General De Gaulle'ün Cezayir'e gelmesi kitlesel gösterilere neden oldu ve sonunda 5 Temmuz 1962'de Cezayir bağımsızlığını kazandı.

Bağımsızlık sonrası FLN tek siyasi örgüt olarak ülkeyi yönetmeye başladı

Türkiye - Cezayir Siyasi İlişkileri

Türkiye- Cezayir ilişkileri ortak tarihi geçmişe dayanan dostluk ve kardeşlik bağları üzerine tesis edilmiştir. Osmanlı idaresinin hüküm sürdüğü 1514-1830 yılları, Cezayir halkının zihninde, yerel idareye tanınan geniş yetkiler çerçevesinde ülkelerinin Akdeniz’de söz sahibi olduğu, huzurlu bir dönem olarak anılmaktadır. Türkiye’ye ve Türk milletine duyulan sempati ve yakınlık duyguları bugün de geçerliliğini korumaktadır.

Osmanlı döneminde Cezayir’e gelerek yerleşen önemli sayıdaki Türk kökenli nüfus, artık Türkçe konuşamamakla birlikte, günümüzde mevcudiyetini korumakta, Türk soyadına sahip olmak bir övünç vesilesi sayılmaktadır.

Türkiye Cezayir’i 31 Temmuz 1962 tarihinde tanımıştır. Bununla birlikte, ülkemizin, 1958 yılında, bağımsızlık mücadelesi devam ederken, Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda yapılan kendi kaderini tayin etme oylamasında reyini çekimser yönde kullanması, Cezayir’de düş kırıklığı yaratmış ve ikili ilişkilerimizin gelişmesi önünde uzun süre engel teşkil etmiştir.

Başbakan Turgut Özal’ın 4-6 Şubat 1985 tarihlerinde Cezayir’e yaptığı ziyaret sırasında BM’deki oy tercihimiz dolayısıyla resmen özür dilemesi, bu sıkıntının büyük ölçüde aşılmasını sağlamıştır. Nitekim, Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in 25-26 Ocak 1999’daki ziyaretinde Cezayirli yetkililer bu hususu gündeme getirmeyerek, bağımsızlık savaşı sırasında (1959) Cumhurbaşkanı Bayar ve Başbakan Menderes’in talimatları ile Cezayir’e yapılan silah ve mühimmat yardımına değinmişlerdir.

Günümüzde, Cezayir Türkiye’yi Batı ülkeleri arasında kendine en yakın devlet olarak değerlendirmektedir. Bunda, tarihi nedenlerin yanısıra, ülkemizin nüfusunun çoğunluğunun Müslüman olması, NATO üyeliğimiz ve AB adaylığımız gibi unsurlar rol oynamaktadır. Nitekim, Türkiye, Cezayir tarafından İspanya, İtalya ve Portekiz’le birlikte “stratejik ortak” olarak değerlendirilmektedir.

Sayın Başbakanımızın Mayıs 2006 tarihinde Cezayir’e gerçekleştirdiği resmi ziyaret sırasında imzalanan “Dostluk ve İşbirliği Anlaşması” da, ikili ilişkilerde yaşanan yakınlaşmanın somut bir kanıtını oluşturmuştur.

Doğu Bloğunun yıkılmasıyla birlikte Türkiye ile Cezayir arasında siyasi ilişkilerin gelişmesini engelleyen unsurlar geçerliliğini kaybetmiştir. Böylece, son dönemde gerek üst düzey siyasi, gerek teknik heyetler seviyesinde karşılıklı ziyaretlerde artış görülmüş ve iki ülke arasındaki işbirliği yelpazesinin giderek daha geniş konuları kapsaması sağlanmıştır.

Son dönemde, iki ülke arasında çok sayıda üst düzey ziyaret gerçekleştirilmiştir. ikili ilişkileri daha da geliştirmek amacıyla 2-4 Şubat 2005 tarihlerinde Cumhurbaşkanı Abdelaziz Bouteflika ülkemizi ziyaret etmiş, 22-23 Mayıs 2006 tarihlerinde ise Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan Cezayir’e resmi bir ziyaret gerçekleştirmiştir.

Cezayir, ülkemizin Afrika kıtasındaki en önemli ticaret ortağı konumundadır. 2010 yılında, ülkemiz Cezayir’e 1,5 milyar ABD doları civarında ihracat gerçekleştirmiştir. Cezayir’in ülkemize ihracatı ise aynı dönemde 2,3 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir.

Cezayir’de 200’ü aşkın Türk şirketi, ağırlıklı olarak inşaat ve altyapı alanlarında olmak üzere faaliyet göstermektedir. Cezayir’de 5000 kadar Türk vatandaşı ikamet etmektedir.

 

Üyelik Girişi
Ziyaret Bilgileri
Aktif Ziyaretçi1
Bugün Toplam81
Toplam Ziyaret103283
AFRİKA DERGİSİ

Takvim
AFRİKA STRATEJİK ARAŞTIRMALAR MERKEZİ
AFRİKA-TÜRKİYE ENSTİTÜSÜ
AFRİKA'DA TASAVVUFİ HAREKETLERİ İNCELEME ENSTİTÜSÜ
Saat