Gezilen görülen yerler hakkında yazmak gözlemleri, tecrübeleri, sıkıntıları, sevinçleri paylaşmak, tasvir etmek bazen çok güç olabilmektedir. Hele bir de bu Afrika olursa. Elbette ki her yerin kendine has bir özelliği güzelliği vardır. Herkeste bunları ayrı bir şekilde ifade eder. Fakat Afrika bizim açımızdan daha ayrı bir önem arz etmektedir. Hakikaten Afrika bizim neyimiz olmaktadır. Afrika deyince ne anlıyoruz, aklımıza ne geliyor. Kuzey Afrika'yı istisna edersek Afrika hakkında Türkiye’de maalesef akademik çevreler de dahil olmak üzere herkes çok az bilgiye sahip bulunmaktadır. Hakikaten nasıl bir tarih okuduk okuyoruz okutuyoruz okutuluyoruz da böyle oldu. Nasıl bir tarih okuttular ki Moımbasa’daki (Kenya) Ali Paşa Kalesini ve orada yatan Ali Paşa’yı ve onun kahraman askerlerini, Yavuz Sultan Selim’in Yemen Valisis Sinan Paşayı ve Onun Mozambik’teki eserlerini, Güney Afrika Cumhuriyetine gönderilen Ebubekir Efendi’yi, İslam medeniyetinin en zengin miraslarından bir bölümü bulunduran Timbuktu’yu (Mali) tanımıyoruz. Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferine çıktığını biliriz ama temel sebebin İspanyolların Cidde’ye gelerek kale yapmaya başlamaları olduğunu bilmeyiz. Tarih okumalarımızda köklü değişiklikler yapmak zorundayız. Bu özellikle de Afrika için daha fazla gerekli ve önemli.
Çünkü Batı merkezli tarih okumalarının neticesi olarak bizim bağlarımız koptu.
Afrika’nın bize ne kadar yakın olduğunu bağlarımızın ne kadar tarihi olduğunun
farkına varmak zorundayız. Bizim sadece bir parçamız değil parçalarımız orada.
Oralar dediğim % 50’den fazlası Müslüman olan, 1700’ün üzerinde dil ve kültürün,
50’nin üzerinde devletin bulunduğu bir kıtadan bahsediyorum.
İşte bu web sitesi böyle bir ihtiyacın farkındalılığının ve
köprü kurma mesuliyetinin vermiş olduğu bir gayretin neticesinde ortaya çıktı.
Elden geldiğince Afrika kıtası hakkındaki gözlemler düşünceler ve yaşayan Afrika
ulaştırılmaya çalışılacaktır.