DİN

AFRİKALI TASAVVURDA ZENCİ HZ. İSA
(MUSTAFA EFE)
Hıristiyanlık’ın yaklaşık 2000 yıllık yolculuğunda Hıristiyanlık yayılırken ve çeşitli form ve yapısal değişikliklere uğrarken bu dinin en temel unsuru olan Tanrı İsa ya da Tanrının Oğlu İsa ya da Peygamber İsa da bu değişikliklerden nasibini aldı. Kudüs’ten yola çıkan Hz. İsa Roma İmparatorluğuna ulaştığı zaman Hıristiyanlık’ın Roma’nın resmi dini olmasıyla putperest Roma gelenek ve fikirleriyle birleşerek önce Roma’nın Peygamberi daha sonra Yarı Tanrısı nihayetinde de Tam Tanrısı olmuştur. Tanrılaşarak artık Roma’nın tanrılarından bir tanrı haline gelen İsa, Roma Putperestliği ile Hıristiyanlık’ın birleşmesiyle yeni bir imaja büründürülmüştür. Her tarafa heykelleri dikilen Tanrı İsa Romalılar gibi resmedilmiştir. Batıya doğru Hıristiyanlık’ın yayılmasıyla da sarı saçlı mavi gözlü biri olmuştur. Fakat yolculuk devam ediyordu. 15.yüzyılda misyonerler eliyle Afrika’ya ulaşan bu sarı saçlı, mavi gözlü ve beyaz İsa Afrika’da da siyahlaşmış / zencileşmiştir. Hz. Meryem’de aynı şekilde zencileştirilmiştir. Diğer İsa imajlarının ve Tanrılaşma sürecinin çok uzun hikâyesi olmakla birlikte şu anda yerimizin darlığı nedeniyle üzerinde durmayacağız ve Zenci Hz. İsa üzerinde yoğunlaşacağız.
Zenci İsa figürleri yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız yolculuğun duraklarından birinde ortaya çıkmış bir imajdır. Peki, bu “Zenci İmaj” niçin ortaya çıktı? Öncelikle bunun üzerinde durup bunu açıklığa kavuşturduktan sonra Afrikalı Zenci İsa imajına daha yakından bakıp neyi temsil ettiğini okumaya çalışacağız.
Hıristiyanlık Afrika kıtasına Mısır-Habeşistan yoluyla ulaştıysa da kıtanın altına ve içlerine girememiştir. Kıtanın geneline ve içlerine ise 15. yüzyılda Portekiz ve İspanyol sömürgeci-kâşif misyonerlerin gelmesiyle girebilmiştir. Fakat bu kara kıtaya gelen Tanrı İsa beyazdır. Beyaz adamın söylediğine göre O beyazdır ve beyazların tanrısıdır. Fakat aynı zamanda bu gelen din (Hıristiyanlık) bireyden, önce kendi tanrısını yaratmasını istemektedir. Yani inanacağı İsa Tanrı mı İnsan mı buna karar vermek zorundadır. Çünkü Hıristiyanlıkta bu iş bireye bırakılmıştır. Ve birey karar vermek zorundadır. Ve Afrikalı insan karar vermiştir “benim tanrım İsa zencidir” diye.
Afrika kıtasında misyonerlerle sömürgecilerin işbirliği neticesinde çok zulme uğrayan Afrikalı insan kendi gelenekleri ve Afrika dinlerinin ritüelleriyle Hıristiyanlığın ritüellerini birleştirerek Hıristiyanlığı dönüştürmüştür ve Afrika Bağımsız Kiliselerini kurmuşlardır. Bu kiliselerin kurucuları kendilerini Tanrının elçisi Peygamber (Ngunza) olarak sundular ve İsa adına hastaları iyileştirdiler. Batılı misyonerler yani “beyaz adam” tarafından temsil edilen Hıristiyanlığa karşı isyan eden Hıristiyan Bağımsızlığının en popüler örneği Kongolu Simon Kimbangu da kendini peygamber olarak görenlerden.
15. yüzyılda Hıristiyanlık Afrika’ya geldiği zaman Hıristiyan teolojisini reddeden Afrikalıların köleleştirilmeleri Hıristiyanlık tarafından desteklenerek cezalandırılmıştır. Hayatında kutsal ve seküler diye bir ayrım olmayan Afrikalı insan Hıristiyanlık gelmeden önce zaten her yerde olan, her şeye gücü yeten, her şeyi gören bilen, Mutlak Sonsuz, Yüce, Hâkim, Her şeyi bilen bir Tek Tanrı’ya inanıyorlardı. Ve üç tanrılı Putperest Hıristiyanlıkla karşılaştıkları zaman kabul etmek istemediler. Çünkü üç tanrı onlara yabancıydı ve kafa karıştırıyordu. Ama çok da fazla direnme şansları da yoktu. Ve “beyaz adam”ın getirdiği “Avrupalı Tanrıya” inanmaya başladılar.
Batılı misyonerler Habeşistan’a geldikleri zaman Habeşliler yüzlerce hata dolu ve dindışı söylemi olan bu Batılı Hıristiyanlığı reddettiler. Bu, Habeşistan ile Batılı Hıristiyalık’ın işbirliği kapısını kapattı. 17. yüzyılda Güney Afrika’ya geldikleri zaman o toprakların sahibi “siyahları / zencileri” Ham’ın çocukları olarak ayıplayarak reddettiler. İncil’deki Ham’ın soyundan gelenlerin Sam ve Yafes’in köleleri olduklarının anlatıldığı bölümler zencilere uyarlanarak tefsir edildi. Onların Ham’ın soyundan geldiklerini ve bu yüzden köle oldukları anlatıldı. Beyaz adamın Tanrısı / İsa beyazdı onlar siyah oldukları için beyaz efendinin beyaz tanrısına / İsa’ya inanıyorlarsa efendilerini / beyazları dinlemeli ve onlara itaat etmeliydiler. Çünkü Tanrı / İsa onların bu şekilde hizmet etmelerini yani köle olmalarını istemişti.
1829’daki (İncillerle ilgili tartışmalarda) beyaz olmayanların dini hizmetlerdeki durumları tartışılırken Luka İncilinde 17:7-8’e göre Tanrı / İsa efendiler ve köleler için bir sosyal düzen kurmuştu. Buradaki örnekteki hizmetçiyi zenci olarak tefsir etmişlerdi. 1860’da Rev. P. Huet İncil’de beyazlarla beyaz olmayanların evliliğinin yasaklandığını söylüyordu. Yukarıda geçenler sadece bir kaç tane örnektir. Ve Hıristiyanlık bu kıtaya girdiğinden beri çeşitli versiyonlarıyla yaşanmıştır ve yaşanmaya devam etmektedir.
Bu ayrımcı / ırkçı Tanrı topraklarına geldikten sonra düzenlerinin bozulduğunu, Büyük Kongo İmparatorluğu gibi imparatorlukların yıkıldığını görünce kendi Tanrılarını yaratmaya karar vermişler. Zaten gelen yeni din / Hıristiyanlık’ta da kendi Tanrını yaratma yok muydu? Vardı, bu kendi Tanrısını yaratma işini Hıristiyan olduktan sonra fiili olarak zaten yapıyorlardı. O zaman bunlar da yaratabilirlerdi. Çünkü Hıristiyanlık’ta birey önce karar vermek zorundadır. İsa Tanrı mı, Tanrının oğlu mu, insan mı? Eğer birey Tanrı olduğuna inanıyorsa Tanrı olur, insan olduğuna inanıyorsa insan olur. Tanrı olarak inanmak isterse İsa’yı tanrı yapar ve tapar. Bu yüzden Hıristiyanlık çok putperest bir dindir. Zaman zaman tek tanrıdan bahsetseler de her yere doldurdukları İsa ve Meryem heykelleri, Tanrı İsa veya Tanrının oğlu İsa doktrinleri bu putperestliği izhar etmektedir. Daha geçenlerde ölen Papa II. John Paul’un devamlı yanında taşıdığı ucunda İsa putu bulunan asası vaziyetin resmi olarak uygulamasının bir göstergesidir.
Ve sadece Hz. İsa değil Hz Meryem de zencileştirilmiştir. Beyaz adamın resmettiği bütün “beyaz İsa ve Meryem” imajlarının “zenci İsa” versiyonları yapılmıştır.
19. yüzyıl misyoner teolojisi geleneksel Afrika dininin her şeyini reddettiler. Bütün sömürge dönemi boyunca Afrikalı kilise liderliği reddedildi. 1920’lerde bağımsızlık hareketleri başladığı zaman zenciler komünist ve marksist olarak isimlendirilip reddedildiler. Onlar da hep şunu sormuşlardır: “Beyaz Hz İsa siyah Afrikalıları özgürleştirebilir mi?” Bakmışlar ki özgürleştiremez ve kendileri “siyah / zenci Hz İsa” yaratmışlar.
Zenci Hz İsa Nasıl Biridir?
Afrikalı yerli insanlar Hıristiyanlaştıktan sonra Hz İsa’yı peygamber, kral, kabilenin en büyük şefi, ve hastaları iyileştirici doktor olarak gördüler.
Bantu Kabilesi mensupları O’nu şef olarak gördüler. O büyük bir kahraman, O Şef (Tanrı)’nın oğlu ve Şef Tanrı’nın özel temsilcisi, O, düşmandan kaçmayan güçlü, cömert, hâkim ve insanoğlunun Tanrı ile arasını uzlaştırıcı idi.
Zenci İsa fakirdir, fakir bir aileden gelmektedir ve sessiz bir şekilde acı çeken bütün çocukları için acı çeker. Bu imajlar Afrikalı yerli Hıristiyanlara onların acı çekmelerinde azım ve direnç vermekte ve onları yalnız bırakmayacağına ikna etmektedir.
Afrikalılara göre Hz İsa yaşadığı toplumda Romalılar tarafından zulmedildi ve sömürüldü. Roma sömürüsü ve baskısından dolayı o fakirdi. Bundan dolayı da o bir “siyahtı”. O’nun görevi bu yoksulluk, zulüm ve özgürlük yokluğuna karşı savaşmaktı. Luka 4:18’de olduğu gibi İncil’den kimi yerler buna göre tefsir edildi. İsa bu zulme karşı savaşında öldü ve Tanrı onu tekrar dirilterek zulme karşı mücadelesinde onunla ve onun için olduğunu gösterdi. Özgürlük mücadelesinde kendilerini “siyah / zenci Mesih” olarak tanımlayanlar İsa’nın zulme karşı mücadelesini örnek aldıklarını söylüyorlardı. Tanrı da özgürlüğü için savaşan bu zulme uğramışların yanındaydı.
Zenci Kristoloji, Kuzey Amerika siyah Teolojisi ile de çok paralellik arz eder. Bununla birlikte Kuzey Amerika Zenci Teolojisi, Zenci Güç Hareketi üzerine kurulu iken Güney Amerika Zenci Bilinçliliği üzerine kuruludur. Bu teoloji beyaz zalimlerin lehine kullanılan “beyaz İsa’nın” sunumuna ve ayrımcılığın problemlerine karşı ses çıkarmayan geleneksel kiliselerin teolojisini reddeder ve zenciliğin / siyahlığın pozitif değerini iddia etmektedir. Amerikan Siyah Güç Hareketi temel olarak seküler karaktere sahipken, Güney Amerika Zenci Bilinçliliği temel olarak Afrika geleneksel diniliği üzerine kurulu dindarlık karakterine sahiptir. Afrikalılara göre İsa batılılar tarafından “Jesus Christ” ismi verilerek yanlış isimlendirildi. Aslında Onun adı Yeshua olmalıydı. Onlara göre beyaz İsa figürü tarihi bir hatadır. O kesinlikle siyahtı / zenciydi ve Kuzeydoğu Afrika’da yaşamıştı. Ama beyazlar Onu yanlış olarak beyaz ve Ortadoğulu olarak tanımladılar. Batılılar Afrika’dan Avrupa ve Amerika’ya yaptıkları köle ticaretini meşrulaştırmak için 15. yüzyılda batılı artistler İsa’yı bir beyaz olarak resmettiler. Ve resmetmeye de devam ediyorlar. En son olarak da Mel Gibson tarafından İsa’nın bir beyaz olarak gösterilmesi şimdi siyahların sahip oldukları özgürlük uğruna ölen Afrikalı atalarına karşı bir ihanet olarak görüyorlar. Ve bundan sonra İsa’nın bir beyaz olarak gösterildiği filmleri desteklemeyeceklerini ve Devrimci Zenci Mesih imajını destekleyeceklerini ifade ediyorlar. Afrikalı âlimlerden de bu tip Avrupa merkezli hataları ortaya koyan çalışmalar yapmaları istenmektedir.
Afrika’da beyaz ırkçısı Hıristiyanlık yaklaşımına rağmen beyaz / Avrupalı teoloji hala Afrika’da baskın durumdadır. Bu teolojinin etkisiyle de kiliselerde beyazların siyahlara karşı ırkçı davranışları hala devam ediyor. Güney Afrika Cumhuriyeti’nde iki yıllık bir soruşturma neticesinde hazırlanan ve 2005 Mart ayında yayınlanan bir rapor bu durumu bütün açıklığıyla ortaya koyuyordu. Katolik Kiliseleri başkanı raporu şok edici olarak niteliyordu. Bir başka papaz ise kendilerini bu işe adadıkları halde ikinci sınıf vatandaş muamelesi gördüklerinden şikâyet ediyordu. Görünen ki İsa (AS)’ın zencileştirilmesi Afrikalı insanın derdine çare olmamış ama Hıristiyanların elinden kurtarılmış Müslüman İsa (AS) çare olabilir.
-Faces of Jesus in Africa edited by Robert J. Schreiter, London: SCM Press, 1992.
-A history of the church in Africa / Bengt Sundkler and Christopher Steed. Cambridge, UK ; New York : Cambridge University Press, 2000.
-Concepts of God in Africa. John S. Mbiti. 1970.
-African Traditional Religions: A Definition, Idowu E.B., London: SCM Press 1980 s 103 vd
-Images of Jesus: a compilation of papers presented at the twenty-first symposium of the Research Institute for Theology and Religion (Unisa) held at the University of South Africa in Pretoria on 3 and 4 September 1997 / editor: C.W. du Toit. Pretoria: University of South Africa, 1997.


